Bunun için sevgimi paylaştım. Onların acılarını paylaştım. En zor anlarında yanlarında oldum. En mutlu anlarında olduğum kadar.
Peki emeklerimin karşılığında ne aldım. Bir çok geri dönüşüm. Lakin tam tersine ihanet ve gaddarlık.
Şimdiki uykuya dalmadan önce bu hikayeyi benden dinleyin.
Evel zaman için de kalbur saman içinde çok uzak diyarlarda azraille anlaşma yaptığını iddaa eden bir falcı varmış. Çok zengin ve paranoyak bir adam bir çok tehdit telefonları ve notları alıyor fakat tuttuğu detektifler bir türlü bu gizemi çözemiyorlarmış. Bu falcının ününü duyan Zengin Adam falcının yolunu tutmuş. İçeri girmiş ve falcıya sormuş: “Beni birisi öldürücek bundan eminim. Paramın peşindeler. Bana tuzak hazırladılar. Söyle falcı bu kim?” Falcı küresine bakmış ve adamın çok uzağında olan birisinin adını söylemiş. “Bak dikkat et. Seni kilimcinin kör oğlu 05.00’te, göletin kenarında öldürücek. Adam katili olucak adamı enine boyuna düşünmüş: “Hayır” demiş. “Kesinlikle o olamaz.” Falcı kızmış: “Benim tahminimlerimi şu ana kadar kimse sorgulamadı.” “Sende kim oluyorsun da beni sorguluyorsun? Haddini bil yoksa gazabım üstünde olur” demiş. Zengin adam kendinden gayet emin: “O söylediğin adama hiç iyilik yapmadım ki onun bana kötülüğü dokunsun.Sen şu azrail ile anlaşmanı yeniden bir gözden geçir” demiş. Minik hikayemiz de burda bitmiş. Gökten üç elma düşmüş bir tanesi de kesin zehirliymiş. Ama hangisi olduğu hiçbir zaman bilinmemiş…
İnsanların riyakarlığı, iyiliği suiistimal etmekte büyük başarıları nedense beni hiç şaşırtmamacasına tekrardan ortaya çıktı. Geçmişi düşündüm yaptığım hatalardan ders çıkarmak için. Yoksa yaşamanın ne anlamı vardı.
Sorun onda değildi. En sonunda anladım. Tüm insanlar böyleydi. Bir tek onun suçu değildi hiç biri. Ve benim suçumda değildi. İyiliğimi devam ettirsem ya da dünyanın en kötüsü olsam dahi o öyleydi. Doğasında vardı kötü olmak. Ve de benimde doğamda vardı; kötü ve bencil olmak. Kimseyi kandırmamak en iyisiydi. Hiç birimiz İsa, Musa ya da yarı tanrı değildik. Merhametimiz yoktu. İnsan denilen iyi kalpli ayıcık bir yalandı.
Bu yazıdan çıkarılcak en büyük sonuç şuydu: İnsan diye birşey yoktu ama hayvan diye bir şey kesinlikle vardı. Ve o hayvan hepimizin içinde saklıydı.







